21 Aralık 2019 Cumartesi

Kayın Baba Gelin Ağıdı


KAYIN BABA GELİN AĞIDI

Gelin:                                 
Azizli’ye de vardım sabah
Balları geldi, tabah tabah
Su başından, gelene bah
Ayak yalın, başlar kabah

Baba:
Ocaklarda, kahve kavrulur
Dumanı da göğe savrulur
Kuşlar yuvadan çıkmadan
Ana durmaz “kızı kandırır”

Gelin:
Azizli’nin uşakları kanlı zalim
Tarabulus traşları vay anam
Hep kavgadan da geliyorlar
Azizli’nin uşakları, ah yandım

Baba:
Kınalı Bayrak da kaldırdım
Çifte davullar da çaldırdım
Kınamayın da komşularım
Gudümsüz de gelin getirdim

Gelin:
Her gelin, bayrak takar mı?
Kadersizim, kınam solar mı?
Kurban olam, kayın babam!
Gelen gelin; geri gider mi?

Baba:
Ah! El veriyor, el veriyor
Orta direk de bel veriyor
Dönüp baktım, sol yanıma
Mehmed’im de can veriyor

Gelin:
Hem okudum hemi yazdım
Yalan Dünya senden bezdim
Bunca gurbet diyar gezdim
Ölen de, Mehmet dirilir mi?

Baba:
Azizli’den, Anavarza yazıları
Ceylanları da, kovar Tazıları
Ak kınalı da, gelin getirdim
Sorma, kadersizmiş yazıları

Gelin:
El yazıya, el yazıya, of of
Duman çöktü, bel yazıya
Kurban olam kurban olam
Yerde oynar, bir kuzuya

Baba:
Martinim’de pastan sıkmadı
Çektim’de hançerim çıkmadı
Kırılmış kollarım’da tutmadı
Kardeş, kardeşe’de bakmadı.

Anonim Destan(Ağıt): Azizli Türküsü
Kaynak Kişi: Payaslı Aşık Yaşar UYAR
Payas Yöresinden Derleyen:

İsmail YİĞİT
20 Ağustos 2015

Batak Gölde Hayat


BATAK GÖLDE HAYAT
Sazlığın üzerleri, alaca şafak vakti;
Çaylak havada, Ördek Çekirgede!
Kuluçka yuvası suda, Sakarcanın!
Yaşam olmaz, Berdilerde olmasa!
Balçakta Solucan arıyor Culluk!
Birden, sessizliği; yırtarcasına...
Cak cak öterek kaçar Karatavuk!
Ayak ucumdan, havalandı Kirrik!
Kızıl Arı petek yapmış, Hayıt'a!
Tarladan geliyor, Sürü Kargalar;
Suyu Göle akan dereye indiler...
Yüksekten geçti Hopal Sürüsü!
Yamaçdan içeriye kaçtı Porsuk!
Kendinden emin yüzer Su Yılanı!
Kamış pürçeğinde, yayılır Hıcıp!
Rengarenk, Sinekçi Minik Kuşlar!
Patikada, Kıyıboyu gezmeseler!
Tüfekle, Gözü Dönmüş Avcılar!
Gördün mü? Sazlığın sularında,
Sazan ile Kefal... Levrek de var!
Gizemi seyr ederken, derinden;
Uzağına indi Gölün, Katarla Kaz!
Kuma yumurtlamış kaplumbağa,
Hepsi birden, sıçrayan Kurbağa...
Yosunlar arası ışığa güler Nilifer!
İğneli, Sinek, birlik uçar Kelebek!
Keseğen cesedinde, Karıncalar!
Ta ötelere, Bir ıslık çalar Kepezli!
Uçma öğrenir, Yavru Arap Bülbül,
Böğürtlenin himinden sıçrayarak!
Zamzalak dalında gezer Cubbalak!
Girilmez sakın! İçine çeker Batak!
16 Aralık 2019
İsmail YİĞİT

Kaba Yel


KABA YEL

Düşünmez bilmez insan?
Mevla, neden buyurmuş?
Nice? Hikmetler taşırsın!
Havayı; denkler, kararsın!

Yükseklerden enginlere;
Tepelerden, süzülürsün!
Buluşur, hızlanır. Vadide!
Dingin Ovaları sarsarsın!

Ünlüsün "Yarıkkaya" adın!
Yok sevilecek! Bir tarafın!
Vuv! Vuv! Sabaha kadar...
Uyutmaz! Sanırsın Tufan!

Buna çark da dayanmaz!
Hoyrat, hırçın, hızlı eser!
Estikçe eser, durulmaz!
Ne vakit diner umulmaz?

Güvenme! Esen vaktine;
Saçarak, savurur tozları,
Yetmedi, çarpar yüzüne!
Kapat, girmesin gözüne!

Yapraklarını sergen ettin,
Kaçıncısı gövde kırdığın?
Kış zamanı estiğin yeter,
Firikleri de, dökme sakın!

Her şey; vaktinde olmalı,
Rüzgâr, ılgın ılgın esmeli!
Kuytu, dinginliğin bulmalı,
Değdiğine; neşe, sunmalı!

15 Aralık 2019
İsmail YİĞİT